Kemal Akay

Resistance 3 İnceleme

Game Analysis

Yorum Yapılmamış


Share this post

Ağustos 1957, Oklahoma.

Hayatın anlamını sorguluyorum. Aklın ve mantığın aydınlattığı yolda yürüdükçe bu yaşamın anlamsız olduğunu fark ediyorum. Neden sürekli bir şeyler uğruna çalışmak zorundayım? Neden aileme önem göstermeliyim? Etrafıma bakıyorum ve uğruna çalışacak hiçbir amaç, hiçbir değer bulamıyorum. Tek yaptığımız rüzgar ve toz. Öyleyse bu çaba niye? İnsanlar nasıl oluyor da kendilerinde bu yaşama iradesini bulabiliyor?

Geçen gün direniş takımından birisi daha vuruldu. Cephanemiz ve erzaklarımız azaldı, destek kuvvetleri gelmeden daha burada ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum.

‘Mutlu olabilmek için dünyanın çok kötü bir yer olduğunu kabul etmek gerekir’ der Bertnard Russell. Gerçeğin kendisini görmek bu yaşamı her geçen gün daha dayanılmaz kılıyor. Bu kadar ölüm ve bu kadar yıkım, neden?

Chimera istilası ise giderek hız kazanıyor. Uğruna çalıştığımız bütün yapılar, şehirler ve uygarlıklar Chimera ırkı tarafından yıkıldı. Doktor Malikov insanlığın %90′ının ya öldüğünü ya da Chimera formuna dönüştüğünü söylüyor. Virüs için araştırmalarına devam ediyor, henüz çok fazla yol alamadı. Yine de ona gerekli zamanı sağlamaktan başka bir çare bulunmuyor.

Çaresiz bir şekilde O’nu arıyorum. İncil’i okuyorum. İnsanların karanlığı aydınlıktan daha çok sevdiği yazıyor çünkü karanlıkta insanlar kusurlarını ve günahlarını örtbas edebilir, hakikatten ziyade sahte bir mutluluğa inanabilir. Aslında Tanrıyı aramak bile insana yaşamak için bir güç veriyor, canlı kılıyor. ‘O’ olmadığı zaman bütün yaşama inancımı kaybediyorum.

Eğer bunu okuyorsan dostum, hala insanlık yaşıyor demektir. Direnişe katılıp katılmamak senin tercihin. Biz boş hayaller uğruna çalıştık, gelecekte ne olacağını bilmeden.

Joseph Capelli

Resistance, hiçbir zaman milliyetçi duyguları önplana çıkaran bir seri olmadı. Resistance’da savaş, hiçbir zaman bir karış daha fazla toprak parçası elde etmek için olmadı.

Joseph Capelli, oyunda kontrol ettiğimiz ana kahraman. Eski asker. Oyunun başında ailesiyle birlikte yaşıyor. Ancak yolları bir süre sonra Doktor Malikov ile kesişiyor. Doktor Malikov, Chimera ırkını yenebilecek bir çözüm önerisi sunuyor Capelli’ye. New York şehrine gidecekler ve Chimera güçlerini ana merkezlerinden vuracaklar. Başta reddediyor Capelli, ailesinden ayrılmak istemiyor. Fakat daha sonra eşiyle de yaptığı konuşmadan sonra kararını değiştiriyor. Belki de insanlığın normal bir yaşam sürebilmesi için tek yok bu. Derken Capelli ailesinden ayrılmak zorunda kalıyor, üzgün bir şekilde. Empati yapabiliyorsunuz Capelli’yle, ne hissettiğini düşünebiliyorsunuz.

Oyundaki deneyimlere gelecek olursak, aksiyon severlerin oyundan oldukça keyif alacağını söyleyebilirim. Oyunda geneli yüksek dozda olmak üzere birçok savaş sahnesi var ve oyundaki çizgisellik çok iyi dengelenmiş. Aslında oyundaki sahneler yenilikçi değil fakat Insomniac ekibi ideal karışımın formülünü bulmuş. Yaklaşık 10 saat süren oyun, zaman zaman temposu düşse de yoğunluk her zaman var. Üstelik her bölüm oyuncunun başka bir atmosfer etkisi yaşamasını sağlıyor, kurak arazilerden yağmurlu ormanlara sisli mağaralardan paslı sokak aralarına kadar uzanan çeşitli bir yelpaze var. Oyunda işlenen konu üzücü fakat oyunun kendisi ironik bir şekilde eğlenceli.

Resistance 3, FPS türündeki diğer yapımlarda az bulunan önemli bir özelliği önde tutmuş: Hikaye. Eğer siz de oyunlarda savaş sahnelerinden çok anlatılan hikayeye daha fazla önem gösteriyorsanız, Resistance 3′ün bu konuda tatminkar olduğunu belirtmeliyim. Oyun boyunca farklı duygusal tınılar duyacak ve beklenmedik sahnelerle karşılaşacaksınız.

Yine de Resistance’ın bu oyununda bazı klişe kalıpların yıkılmasını beklerdim. Tema: insanlığın acısı fakat konu, bir adamın dünyayı kurtarma hikayesi. Hikayenin yine Amerika topraklarında geçmesi ise karşı çatıdaki mangal dumanı kadar rahatsız edici. District 9′ı izleyenler bilir, orada uzay gemisi Afrika’da bulunuyordu. Ancak Insomniac bu konuda propaganda işlevini korumayı tercih etmiş.

Tek kişilik senaryo kısmını co-op olarak oynama özelliği ise oyundaki keyfi arttırıyor. Oyunlarda işin içine giren gerçek insan faktörü, eğlenceyi her zaman arttırır. Tabii Resistance gibi oyunlarda çok oyuncunun yer alması biraz dağınıklığa yol açabilir. Bunun için Insomniac, co-op modunda oynayabilecek oyuncu sayısını 8′den 2′ye düşürme kararı almış, ki bence de bu oyun için doğru bir karar. Co-op modunu evde bir arkadaşınızla bölünmüş ekrandan da oynayabilirsiniz.

Eğer oyunu hikayesinden ziyade mekanikleri için tercih edecekseniz, Resistance 3′ün o konuda daha başarılı olduğunu söyleyebilirim. Sunduğu onlarca silah çeşidi bir yana, hikaye haricinde sizi tatmin edecek asıl bölüm çoklu-oyuncu (multiplayer) kısmı. 10 saatlik senaryo kısmı için harçlığınızı bu oyuna yatırmak pek karlı bir iş olmazdı. Fakat çevrimiçi oyunlar birçok Playstation 3 oyuncusunu tatmin edecek. Oyuncu sayısı 60′tan 16′ya düşürülmüş fakat bu konuda bir eksiklik hissetmiyorsunuz, oyunun bu yanı oldukça kaliteli.

Klasik eserlerin ortak özelliğidir: Her şey rutin bir şekilde başlar. Benzer olaylar, benzer mekan tasvirleri insanı sıkar. Aslında sıkılmanın nedeni, o yapımın üslubuna alışma sürecinden kaynaklanır. Bunu tıpkı bir roller-coaster’a benzetirim. Her şey ağır ağır ilerler fakat bir noktadan sonra hikayedeki akışı kimse kontrol edemez, yokuştan aşağı öyle bir sürüklenir ki zaman anlamını yitirir. Hikayenin sonu belleğinize kazınır ve başlangıçtaki olayları düşünürsünüz. Resistance 3 için de benzer şeyler geçerli. Daha önceki deneyimlerinden yola çıkarak Insomniac stüdyosu, yapısı sağlam başarılı bir oyuna imza atmış.

this post için 0 cevap
Add your comment